Elif Gibi



Ne olursa olsun, hep dik duran, bir şekilde dik durmayı başaran insanlar vardır, görür de şaşırırsınız hani, nasıl başarıyor diye. Işte ben onlardanım.

Öyle doğdum, yaş ilerledikçe bunun yaradılışımda var olduğunun farkına vardım, ki ben dahi yaşadığım bazı olaylar karşısındaki duruşumu şaşkınlıkla karşılamışımdır çoğu zaman.
Bu bir yeti, artık biliyorum.
Kendi keşfimin derinliklerinde bunu farke
ttiğimden beri sorgulamıyorum, farkındalığın farkını yaşıyorum sadece.
Isimlerin karakterisk özelliklerine de inanmışımdır her daim içteniçe. Elif gibi dimdik ve Turna gibi mağrur ve yaren bir kimliğin bilinciyle yaşam daha bir umut var-i hal aldı gitgide.

O dimdik duruşun yanı sıra, içimde iflah olmaz kikirdek ve yaşam karşısında umudunu ve inancını yitirmeyen, pratik zeka, gülmeyi ve güldürmeyi çok seven bir çocuk taşıyorum, yüreğimin en el değmez ücra köşesinde.
Mutlu olmak için zorlanmayan, ufacık şeylerden kikirdeyecek konular bulabilen cinstenim.
Büyüdüm ve büyümeye devam ediyorum, içimdeki çocukla beraber.
Benliğimde var olan çok yönlü kimliğin keşfinden evvel, el sanatlarına ve okumaya olan ilgimle yorulan ve yer yer,
off ne meraklı şeyim ben, ne görsem deneyip yapmak istiyorum, her kitabı okumak istiyorum, diyerek içimdeki cadıyla kavgaları bitmek tükenmek bilmeyen gençlik senelerimin ardından büyüdükçe anladım ki, merak en iyi öğretmenmiş.
Insan hayatının her safhasında yaşı kaç olursa olsun, kendini merak ve alakası doğrultusunda eğitebiliyormuş.
Bir gün, öyle sıradan bir gün, hatta durup dururken, geriye dönüp, giden senelerle ertelenen vedalar, işte o bir gün, hiç sebep yokken hem de, göndereni yazılmadan bir zarfa koyulup, iade riski olmadan yollanabiliyormuş.
Önyargılar ruha vurulan en ağır prangalarmış.
Aşk bin yokmuş, bir varmış.
Gönül sanıldığının aksine dar değil, kocaman bir dergahmış.
Her kişi değil, er kişi buyur edilmeliymiş.
Keder ve mutluluk hiç ayrılamayan siyam ikizleriymiş, birini kabul, diğerini red lüksün yokmuş.
Aslında her şey ve algılar hayata dair bakış açılarımızla bağlantılıymış.
Anladım ki,seçimlerimizin, inandıklarımızın, sevip nefret ettiklerimizin çoğu bize ait şeyler değilmiş.
Insan büyüdükçe ona empoze edilenlerden arınıp, kendi kimliğini bulabilirmiş.
Ve anladım ki yanlış ve doğru kardeşmiş, kişi hiçbir şeyi kulak ardı etmeden kendi yolunu kendi seçmeliymiş.
Hep ille de edep diyen anneannem haklıymış.
Kadınlık sırtını birine yaslayıp, saçı süpürge modunda naif yaşamak değil, güçlü üretken ve bakımlı olmak demekmiş.
Insan atacağı her adımda ve alacağı her karar da, kendine evvela kendi inanacakmış.
Farklı kültürlerden insanlarla arkadaşlık kuracak, o ahbaplıklardan aldığı haz ile benliğini sulayacakmış.
Haddin bilecek, kimsenin insanlık ve kişisel haklarına evladı, karısı, kocası vs de olsa saldırmayacakmış.
Hayatının ve zamanının kıymetini evvela kendisi bilecekmiş.
Somurtkan insanlara dahi gülmek öğretilebilirmiş.
Anneler ve babalar da çocuklarından çok şey öğrenebilirmiş.
Sorumluluk, sağlık, maneviyat ve aile zenginlikmiş.
Insanın hayalleri, idealleri, hedefleri ve hobyleri olmalıymış.
Muhabbet ile meşk tadına doyulmayan bir sofra imiş.
Değerler sahip çıkıldıkça, değer imiş.
Pantolon giyene adam, sütyen takana kadın, eli kalem tutana yazar, kelam edene şair, her okuyana alim vs denmiyormuş.

Hani dahasını yazsam belki bir kaç sayfa daha çıkar ancak. Büyümek mi demiştim? Biliyorum ki hâlâ öğreneceğim; büyüyeceğim ve kendime yürüyeceğim...! (Zaman)

Tüm bunların yanı sıra anladım ki, en alası kendime yaptığım keşif yolculukları.
EVET
Insan hayatının en meşakkatli ve en haz veren yanı, hatta acı, insanın kendine olan keşfiymiş.

Ben içimdeki minik cadıyla bu yaşıma dek yapabildiğim keşiflerimin farkındalığıyla ve gelecek keşiflere olan merakımla büyüme yolculuğumun devamındayım.

Ya siz?

Saygımla Elif'leyin.

Elif Turna Türk

Ağustos 2012

Avusturya-elin-memleketi

"Hiç bir zaman geç kalmadınız, Kaç kere yoldan dönmüş de olsanız, Kaç kere döndürülmüş de olsanız, Dünyanın bütün günahını taşıyor da olsanız, Hayatınızdaki her şeyden kendinizi suçlu hissediyor da olsanız, ...Kendinizin “Yüreğiniz” tarafından kabul edileceğine inanmıyor olsanız da Siz yine de “kendinize, yüreğinize” yürüyünüz.... Hiç kimse size inanmasa da, siz kendinize inanın...""
MEVLANA

Yorumlar

  1. Eliiif ,önce son yazını ,sonra bun okudum ve sana hayran oldum.
    Ne güzel anlatmış,tesbit etmiş ve sonuç bildirmişsin. Çok haklısın. Ama bunları bilmek,konuşmak,yazmak sonuca ulaşmamızı sağlayamıyor. Kendi çevremizde bile o istediğimiz kimlikle kabul edilemediğimizi farkedip kabuğumuza çekiliyoruz galiba.
    Ne diyelim,biz kendimizi kaybetmeyelim ,olmasını istediklerimizi yapmaya çalışalım . En azından şu sanal alemde bu sıcaklığı yakalama,dilinden anladıklarımızı bulma imkanı yakalamanın tadını çıkaralım.
    Bu arada kardeşinde inşaallah iyi gelişmeler olmuş,şifa bulmuştur. Sevgiyle...

    YanıtlaSil
  2. Eliiif ,önce son yazını ,sonra bun okudum ve sana hayran oldum.
    Ne güzel anlatmış,tesbit etmiş ve sonuç bildirmişsin. Çok haklısın. Ama bunları bilmek,konuşmak,yazmak sonuca ulaşmamızı sağlayamıyor. Kendi çevremizde bile o istediğimiz kimlikle kabul edilemediğimizi farkedip kabuğumuza çekiliyoruz galiba.
    Ne diyelim,biz kendimizi kaybetmeyelim ,olmasını istediklerimizi yapmaya çalışalım . En azından şu sanal alemde bu sıcaklığı yakalama,dilinden anladıklarımızı bulma imkanı yakalamanın tadını çıkaralım.
    Bu arada kardeşinde inşaallah iyi gelişmeler olmuş,şifa bulmuştur. Sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cok tsk ederim sevgili Nalan. Hep saglikla ve sevgiyle kal.

      Sil

Yorum Gönder